Ana içeriğe atla

ERMENİBELİ SAVAŞI


Ermenibeli Savaşı

Osman Beyin ilk savaşı olan Ermenibeli savaşında kendisine pusu kuran İnegöl Tekfurunun pususundan kurtulmuş, Osmanlı Beyliğinin ayak sesleri ilk olarak bu savaşla duyulmaya başlanmıştır
Osman Beyin ilk savaşı Ermenibeli Savaşı olmuştur. Osman Bey, her ne kadar Karacahisar ve Bilecik tekfurları ile çok iyi ilişkiler içerisinde olsa da İnegöl Tekfuru Aya Nikola, Osman Beyin bölgedeki varlığından rahatsız oluyor ve kendisine husumet besliyordu. Kayılar, bahar yaklaşınca Yaylaya çıkmak üzere hazırlık yapıp yayla yoluna düştüklerinde İnegöl Tekfuru Kayıların geride bıraktıkları mallarını yağmalattı. Bu Kayıların maruz kaldığı ilk saldırıydı. Bu durumu Bilecik Tekfuruna bildirdi ve yaylaya çıkarken geride kalan mallarını kendisine emanet etmek istediğini belirtti. Bilecik Tekfuru bu talebi kabul etti ve Osman Bey kışlağını güvence altına aldı. Osman Bey bununla yetinmedi. İntikamını almak için yapacağı saldırı öncesinde keşif amacıyla yanına 70 kişi alarak İnegöl Tekfurluğuna doğru yola çıktı. Osman Beyin geldiğini fark eden İnegöl Tekfuru, güzergahı üzerine pusu kurdurttu. Osman Bey kendisine pusu kurulduğunu önceden fark etse de geri dönmeyerek devam etti. Ermenibeli dağının eteğinde İnegöl Tekfurunun askerleriyle karşılaşan Osman Bey burada çetin bir mücadele verdi. Sayıca çok kalabalık olan İnegöl Tekfurunun askerlerine karşı çarpışarak geri çekildiler. Bu savaşta kardeşi Saru Yatı’nın oğlu Uyal Hoca şehit düşmüştür. Günümüzde Uyal Hoca’nın mezarı İnegöl Hamza Bey köyünde bulunmaktadır. 

Osman Bey, pusudan kurtulsa da intikamını alabilmiş değildi. İntikamını almak için acele etmedi. Daha önce savaş tecrübesi olmayan Osman hem kendisini hem askerlerini savaşa hazırlayıp 1 yıl sonra yeniden İnegöl Tekfuruna taarruz etti. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAKIR DEVRİ

Bakır Çağı (Kalkolitik Çağ) Bakır çağı bundan yaklaşık olarak 6.000 yıl evvel yani M.Ö 5000-3000 yılları arasında şekillenmiştir. Taş çağının sonlarına doğru madenin keşfedilmesiyle beraber bakır dünyada medeniyetlerin gelişmesine ve ilerlemesine büyük katkı sağlamıştır. İnsanoğlunun ilk bulduğu maden olan bakır hem bol miktarda bulunmuş hem de çok az maliyetle birçok alanda kullanılabilmiştir. Bakır çağının başlangıç tarihi net değildir. Araştırmalar, dünyadaki ilk bakır kaynaklarının nerede bulunup çıkarıldığına dair bize farklı veriler sunmuştur. Kesin bir bilgi olarak size  İsrail ’deki Negev Çölündeki Timna Vadisi örnek gösterilebilir. Yapılan kazıda birbirine bağlı tünellerin olduğu bir alan ortaya çıkmıştır.  Timna Vadisindeki bakır su ile keşfedilmiştir. Taşların üzerine su döküldüğü zaman yeşil Galena bantları ortaya çıkmıştır. Bu taşların sırrını çözmek isteyen atalarımız Galena taşlarını yüksek ısıya maruz bırakmışlar ve Galena taşının erimeyip farklı...

ORTA ÇAĞDAKİ SAVAŞLAR

Orta Çağ Avrupası'ndaki teknolojik, kültürel, ve sosyal gelişme askeri taktikleri,  süvari  ve topçuluğun görevlerini değiştirerek savaş tarzının çok önemli derecede bir dönüşüme uğramasına neden olmuştur. Dünya'nın diğer bölgelerinde benzer seyirler görülmüştür. Beşinci yüzyılda yoğun  piyade  kuvvetinden oluşan  Çin  orduları, kuzeydeki  Türkler  ve diğer  göçebe  halkları örnek alarak  süvari  ağırlıklı kuvvetlere dönüşmüştür.  Orta Doğu  ve  Kuzey Afrika 'da Avrupa'ya benzer hatta bazen daha üstün teknolojiler kullanılmıştır.  Japonya 'da Orta Çağ savaş tarzı 19. yy.a kadar sürmüştür.  Afrika 'da da "Sahil" boyunca (Sahra çölünün güneyi,  Senegal Irmağı  havzası ile  Kongo 'nun kuzey bölümünü kapsayan bölge) ve  Sennar Krallığı  ile  Fulani İmparatorluğu  gibi  Sudan  devletlerinde 19. yy. boyunca Orta Çağ savaş taktikleri ve silahları kullanılmışt...

KURTULUŞ SAVAŞI

Kurtuluş Savaşı Kurtuluş Savaşı, Bir iftihar, bir intizar, bir yadigar. Ezberledik, ezberleyince unuttuk. Şimdi hatırlıyor gibi yaptığımıza bakmayın, neyi hatırladığımızı bile bilmiyoruz. Hadi şimdi birlikte hatırlayalım. Önce Kurtuluş Savaşına kadar geçen zamanı hatırlayalım... 1. Dünya Savaşı'nın neticeleri belli olmuş, Almanya'nın mağlup olacağı anlaşılmıştı. Sultan Reşat, muhtemel ki memleketin içler acısı haline dayanamayıp kalp yetmezliğinden vefat edince (3 Temmuz 1918) yerine hiç istemese de Sultan Vahdettin tahta geçirildi. İttihatçılar ise memleketi içine düşürdükleri halden utanç duyarcasına istifa etmiş, hatta Talat'inden Enver'ine, Cemal'inden Şakir'ine Alman torpidosuna binip kaçmışlardı.  Koca memleket kala kala 57 yaşında, hastalıklarla boğuşan, ciğerleri sönmüş bir saltanat varisine, Abdülhamid'in kardeşi Mehmed'e (6. Mehmed - Vahdettin) kalmıştı. Öyle ki; ayakta durmakta bile zorlanan Sultan Vahdettin, cülusunda halkın ka...