Ana içeriğe atla

ORTA ÇAĞDAKİ SAVAŞLAR



Orta Çağ Avrupası'ndaki teknolojik, kültürel, ve sosyal gelişme askeri taktikleri, süvari ve topçuluğun görevlerini değiştirerek savaş tarzının çok önemli derecede bir dönüşüme uğramasına neden olmuştur. Dünya'nın diğer bölgelerinde benzer seyirler görülmüştür. Beşinci yüzyılda yoğun piyade kuvvetinden oluşan Çin orduları, kuzeydeki Türkler ve diğer göçebe halkları örnek alarak süvari ağırlıklı kuvvetlere dönüşmüştür. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da Avrupa'ya benzer hatta bazen daha üstün teknolojiler kullanılmıştır. Japonya'da Orta Çağ savaş tarzı 19. yy.a kadar sürmüştür. Afrika'da da "Sahil" boyunca (Sahra çölünün güneyi, Senegal Irmağı havzası ile Kongo'nun kuzey bölümünü kapsayan bölge) ve Sennar Krallığı ile Fulani İmparatorluğu gibi Sudan devletlerinde 19. yy. boyunca Orta Çağ savaş taktikleri ve silahları kullanılmıştırOrta Çağda savaş, genellikle Orta Çağ Avrupası'nda kullanılan savaş tarzını anlatmak için kullanılır.
Belki de en önemli teknolojik değişiklik üzengi'nin bulunmasıdır. Çin'de ve Orta Doğu'da uzun zamandır kullanılan üzengi, 8 yy. da Avrupa'ya gelmiştir. At yetiştiriciliği, daha gelişmiş demir ve çelik işçiliği ile birlikte üzengi çok daha güçlü süvari birliklerinin gelişmesine olanak sağlamıştır. Romalılar gibi daha önceki imparatorluklar, atlı savaşçıları daha çok hafif silahlarla kuşatılmış izcilik ve destek faaliyetlerinde kullanmışlardır. Ancak üzenginin kullanılması, binicinin otururken silah taşıyabilmeye olanak vermesi sayesinde süvarileri savaş saflarının en önüne getirmiştir. Avrupa'da ağır zıhla donatılmış şövalyeler merkezî kuvvet olurken, Moğolistan’da da hafif zırhlarla donatılmış atlı okçular önem kazanmıştır. Çin'de ise asıl kuvvetler bu iki sınıfın arasına düşmekteydi.
Bir çokları Hadrianapolis (Edirne) Muharebesi'ni Roma İmparatorluğu döneminin sonu ve Orta Çağın başı olarak görmektedir. Bu savaş süvarinin geleneksel piyade üzerindeki üstünlüğünü göstermiş ve sonraki yüzyıllarda görülecek olan Orta Çağ savaş tarzının karakterini belirlemiştir.
Savaşlar daha çok az sayıda ve çok pahalı olan atlı savaşçıların etrafında geçmekteydi. Bu hem Orta Çağın sosyal düzeninin bir ürünü hem de bu sosyal düzenin devam etmesini sağlayan bir durumdur. Atlı bir savaşçı olmak hem büyük bir yetenek hem de büyük bir eğitim gerektirdiğinden, daha önceki dönemlerdeki yurttaşlardan oluşan orduların aksine savaşçılık tam zamanlı bir meslek haline gelmişti. Bu toplumun soylular adı verilen üst sınıf ile çoğunluğu oluşturan alt sınıf olarak ayrılmasını kolaylaştırmıştır. Feodal soylular, merkezî olmayan devletler içinde çok büyük güç kazanmışlardır. Bu nedenle Roma lejyonları gibi büyük, örgütlü ve iyi eğitilmiş orduların bulundurulması zorlaşmıştır. Birliklerin çoğunluğunu bu derebeylerinin vasalları olan köylüler ya da paralı askerler oluşturmaktaydı.
Orta Çağ savaş tarzının sonu teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur. Merkezî hükümetlerin gücünün artması düzenli orduların ya da Fransız Compagnies d’Ordonnance gibi yarı düzenli orduların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Strateji ve taktik

Yorumlar

  1. savaşlar ne kadar kötü olursa olsun değişmez bir gerçek şu ki insanlar nasıl birbirini daha iyi öldürür diye çok iyi icatlar ortaya çıkarmışlardır. Bu savaşta da üzengi bulunmuş

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PALEOLİTİK (ESKİ TAŞ) ÇAĞ: MÖ 600.000, 10.000: AVCILIK VE TOPLAYICILIK DÖNEMİ.

Günümüzden on dört bin yıl öncesine kadar dayanan en uzun dönemdir.  “Eski Taş Çağı”  “Avcılık Toplayıcılık Dönemi” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde insanlar küçük gruplar halinde yaşamakta av ve bitki – yemiş toplayıcılığına dayalı bir beslenme düzeninde ve mevsim şartlarına göre yer değiştiren göçebe bir yaşam biçimindedir. Kaya altları, Mağralar, çalı çırpı ve deriden yaptıkları barınaklarda ve kovuklarda barınmaktadırlar. Barınaklar geçicidir.  Avlamak veya hayvanlardan korunmak ve gündelik işlerde kullanmak amacıyla basit aletler kullanmaktadır. Bunlar yontama taş aletlerdir. Bu taşlarla ok, ucu,, mızrak balta yapmışlardır. Bu devirde mağra duvarlarına çizilmiş basit resimlere de rastlanılmakta bu resimlerin haberleşme ihtiyacını karşıladığı sanılmaktadır. İstanbul Yarımburgaz, ( Küçükçekmece, gölü kuzey ucunda,  Ağaçlı kumluğunda, Antalya Beldibi, Karain,Belbaşı ve Öküzönü Mağralarında bu devre ait buluntular bulunmuştur.

ÇAĞLARIN İSİMLERİ

ilk çağ , orta çağ ,yeni çağ ,yakın çağ, karanlık çağ

DEVİRLERİN İSİMLERİ

1.   Taş Devri (Taş Çağı): MÖ 600000-5500 2.   Maden Devri (Maden Çağı): MÖ 5500- 1200 olmak üzere iki döneme ayrılmaktadır. Taş Devri; I.  Kabataş Devri (Eski Taş Çağı / Paleolitik Çağı): MÖ 600000-10000 II.  Yontmataş (Orta Taş Çağı / Mezolotik Çağı): MÖ 10000-8000 III.  Cilalıtaş Devri (Yeni Taş Çağı / Neolitik Çağı): MÖ 8000-5500 Maden Devri ise; I.  Bakır Devri (Bakır Çağı / Kalkolitik Çağı) II.  Tunç Devri (Tunç Çağı) III.  Demir Devri (Demir Çağı) olarak sınıflandırılmaktadır.